Bırak Dilim Müebbet Mahkum Kalsın "Sus" larda
Gitmeliyim "Biz"den ardıma bile bakmadan, sana ait ne varsa yüklendiğim omuzlarımdan, bırakmalıyım yolumun üzerinde, bir daha hiç bulamayacağım ücra köşelerde.
Yoruldum sancılardan, yoruldum..
Gece ayaza vuruyor yine.. Bir yandan yanarken sensizliğe, bir yandan üşüyor avuçlarım bilmediğince. Kendime bırak beni, kendi hiçliğime, kimsesizliğime. Takılıp bir rüzgarın peşine savrulmalıyım beni sürüklediği yerlere.
Kapkara bakıyor yüreğim sevdaya, kapkara.
Yadsıyıp bütün aydınlıkları, kalmalıyım kendi karanlığımda. Yere düşüp semadan yitirmeli son yıldız da ferini.
Sen bilmezsin, benimseyip yalnızlığımı müptela olmuşum ben karanlıklara.
Yaşlandım görmediğince, göstermediğimce..
Çocukluğumca vardım, yokum kendimce, hiçim yokluğumca. Sadece bir bedenden ibaretim şimdi çıkmazlarda.
Bak ta gör;
Sevdaya inat yaşıyorum, yokluklara, hayata, her zerremi bir yana savurup, benliğimi paramparça eden fırtınalara inat. Kırılıp dökülenlerimi topluyorum bir bir yerden.
Öylesine işlemişsin ki içime ince ince, her hücrem kayboluyor sende, yokluğunda yerlerini buluyorum el yordamı. Kayboluyorum günden güne, sen ben oluyorsun, bense hiç kimse.
Korkuyorum saplanıp kalmaktan yasak kelimelere.
Basıp geçtiğin çıplak yüreğimde adımlarının ağırlığı kalıyor. Öylesine derin izler bırakıyorlar ki, silinmeyecekler son nefesimi verdiğimde bile.
Oysa aynı gökyüzüne bakıyoruz ger gece, aynı telaşları yaşıyor, aynı şarkılarla atıyoruz kendimizi hüzünlere.
Çözülmesi imkansız kördüğümlerde başlıyor karmaşalar.
Karıştım yine karmakarışık..
Biliyorum, biz sonsuz bir aşkın kahramanları değiliz.
Hatta artık "Biz" değiliz, hiç olmadık, olamadık belki de. Sadece dönüp duranız, dokunmadan birbirimize aynı çember içinde..
Ama sen bilme, hiç kimseler bilmesin, aynadaki aksim bile.
Çıkmasın sesim soluğum.
Değmesin ellerin, kilitli kelimelerimin anahtarlarına..
Bırak, dilim müebbet mahkum kalsın "Sus" larda



